İçeriğe geç

De Dominee (Vaiz) / Van Breukelen

Haziran 1988

Yatılı okulda ortaokulu bitirmiş, her yaz olduğu gibi ailemin yaşadığı ilçe olan Tire’ye dönmüştüm ve hemen yaz başında gerçekleşen Avrupa Futbol Şampiyonası ilçedeki çok da hareketli olmayan hayatım için önemli bir heyecandı. İlçede bazen özellikle öğlen saatlerinde sıcağın da etkisiyle hiç ses çıkmaz ve ortalıkta kimse görünmezdi. Ben de evde geçirdiğim o saatlerde kendimi ürettiğim ansiklopedi-harita oyunlarıma ve kitaplarıma verirdim. Artık çocuk değildim, zaten çocukların da o dönemlerde çok fazla oyuncakları olmazdı. Haritalardan gitmediğim birçok ülkeyi gitmiş gibi hayal ederdim. Dünya Kupaları, Avrupa Şampiyonaları ve Avrupa Kupaları benim için bu anlamda da ilginç oluyordu. Katılan ülkeleri ya da kulüplerin şehirlerini daha önceden tanıyor gibiydim. O sene gerçekleşen şampiyonada da final karşılaşması için televizyonun karşısındaydım. Sovyetler Birliği’ni daha önceki Avrupa Şampiyonası ve son iki Dünya Kupasından tanıyordum, ancak Hollanda milli takımı benim için yeniydi. 1970’lerde iki kez Dünya ikincisi olduklarını öğrenmiştim. Bir tarafta Sovyetler Birliği’nin kalesinde Rinat Dasaev vardı ve 1982 Dünya Kupasından bu yana benim için tanıdık ve hayran olduğum bir isimdi. Diğer tarafta ise Hans van Breukelen. Onu ilk kez o Mayıs ayında Şampiyon Kulüpler Kupası finalinde izlemiştim.

Başlangıç

Johannes Franciscus (Hans) van Breukelen, 1957 yılında Utrecht’de dünyaya geldi ve futbola 7 yaşındayken De Bilt kasabasında BVC kulübünde başladı. 17 yaşına geldiğinde kulübünde A takım kadrosuna girdi ve bir yandan da öğretmenlik eğimine başlamıştı. Yıllarca amatör olarak alt kümelerde mücadele eden bu kulüp 1997’de FC Bilt ismiyle yeniden kurulan ve şu an alt liglerde mücadele eden bir profesyonel kulübe dönüştü.
FC Utrecht… 1975’de Van Breukelen, öğretmenlik eğitimine ara vermeden FC Utrecht rezerv takımında oynamaya başladı ve kısa bir süre sonra da A takımın üçüncü kalecisi olmaya başardı. Önünde vatandaşı Jan Stroomberg ve Yugoslav Blagoje Istatov vardı. 1977 Mart ayında Sparta karşılaşmasında ilk kez kaleye geçti ve bir sonraki sezon da artık takımda birinci kaleci olmuştu ki, o sezonu sekizinci sırada tamamladılar. Bir sonraki sezonu alt sıralarda geçirdikten sonra 1979-80 sezonunda gelen beşincilik önemli bir dereceydi. 1980–81 sezonunda FC Utrecht Avrupa Kupalarında mücadele etti. UEFA Kupasında ilk turda Romanya’nın Arges Pitesti takımını eledikten sonra ikinci turda Federal Almanya’nın Eintracht Frankfurt takımına zorlu bir mücadele sonunda 2-1 ve 1-3 ile elendiler. Federal Almanya’ya karşı bir özel karşılaşmada ilk kez milli formayı giyen Van Breukelen kulübü ile de oldukça başarılı günler geçiriyordu ve kulübü, tarihindeki en iyi derece olan lig üçüncüğünü elde etti. 1981-82 sezonunda FC Utrecht, Hollanda Kupasında da finale yükseldikten sonra AZ 67 (Alkmaar)’a kaybetti ve ligde beşinci sırada yer aldı. UEFA Kupasına o sezon da katılmışlardı ve ilk turda daha sonra finale kadar yükselecek olan Hamburger SV’ye elendiler. Kulüp bir yandan kendi çapına göre başarılı sonuçlar alırken, bir yandan da maddi sıkıntıyla boğuşuyordu. Çözüm, takımda ön plana çıkan ve milli takımın da artık düzenli olarak kalesinde oynayan Hans van Breukelen’ın satılmasıydı. 1982-83 sezonunda Van Breukelen sezon başında iki karşılaşmada oynadıktan sonra Eylül ayında Nottingham Forest’e transferi gerçekleşti. Van Breukelen kulüpten ayrıldığında yaklaşık 150 Eredivisie karşılaşmasında oynamıştı.

Nottingham Forest

Peter Shilton, Nottingham Forest’den ayrıldıktan sonra iyi bir kaleci arayışında olan Brian Clough, Hans van Breukelen’de karar kılmıştı ve FC Utrecht’e bu transfer için sadece £200,000 ödemişlerdi. Brighton & Hove Albion’a karşı ilk karşılaşmasında kalesinde gol görmeyen Van Breukelen 13 karşılaşma oynadıktan sonra ağır bir sakatlık geçirdi ve yaklaşık 4 ay sahalardan uzak kaldı. Sakatlık sonrası sahalara dönen Hollandalı kalecinin de performansı ile Nottingham Forest, Liverpool’un domine ettiği ligi beşinci sırada bitirdi ve UEFA Kupasına katılmayı başardı ki, ikinci sıradaki Watford ile aralarında sadece iki puan vardı.

1983–84 sezonunda, Van Breukelen 36 lig karşılaşmasında oynadı ve bunların 11 tanesinde kalesinde gol görmemeyi başardı. Takım, şampiyon Liverpool’un altı puan ve ikinci Southampton’ın üç puan gerisinde ligi üçüncü sırada bitirdi. UEFA Kupasında da oldukça iyi performans gösterdiler. İlk turda Doğu Almanya’dan FC Vorwarts, ikinci turda ise PSV Eindhoven ile karşılaşırlarken dört karşılaşmadan da galip ayrıldılar. Üçüncü turda bu sefer karşılarında Celtic vardı ve kendi sahalarında kazanıp deplasmanda da berabere kalarak çeyrek finale yükseldiler. Çeyrek finalde ise sırada Avusturya’dan Sturm Graz vardı ve onlara da Celtic ile aynı tarifeyi uyguladılar. Hiç yenilmeden yarı finale gelmişlerdi. Brian Clough önderliğinde yeni bir hikaye yazıyorlardı. Ancak bu sefer o dönem UEFA Kupası’nın gediklisi Anderlecht ile eşleştiler. Diğer yarı final ise bir diğer İngiliz Tottenham Hotspur ile Yugoslav Hajduk Split arasındaydı. Spurs finale çıkmayı başarmıştı ancak Van Breukelen ve arkadaşları ilk kez yenilerek 2-0 ve 0-3’lük sonuçlarla elendiler. İki sezonda da FA Cup ve Milk Cup (League Cup)’da sonuna kadar gidememişlerdi.

PSV Eindhoven

1984 yazında Van Breukelen ülkesine PSV’nin kalecisi olarak geri döndü. İlk yılında şampiyon Ajax’ın ardından ikinci sırada yer alırlarken, kupada da yarı finalde Van Breukelen’in eski kulübü FC Utrecht’e kaybettiler. UEFA Kupasında ise Van Breukelen için tanıdık bir rakip olan Doğu Almanya’dan FC Vorwarts’i zorlu bir mücadeleden sonra geçtiler, ancak ikinci turda Manchester United’e iki karşılaşmada tek golle elendiler. Sonraki iki sezon gelen şampiyonluklarla Van Breukelen 30 yaşına yaklaştığında ilk kez şampiyonluk sevincini yaşadı. 1985-86 Sezonunda UEFA Kupasında yine ikinci turda bu sefer Sovyet Dnepr Dnepropetrovsk’a elenmişlerdi. Sonraki sezonda Şampiyon Kulüpler Kupasında ilk turda Bayern München’e kaybettiler.

1986-87 sezonunun ikinci yarısında Feyenoord karşılaşmasında degajman öncesi topu sektirirken top çimden sekip farklı bir yöne doğru gitti ve Van Breukelen topu koşup yerden aldı. Tabii ki bunu yapması kurallara aykırı olduğu için hakem çift vuruş verdi ve o vuruş da gol oldu, karşılaşma 1-1 sona erdi. Medyanın da büyük katkısı ile bu olay büyüdü ve Van Breukelen oldukça zor günler geçirdi. Şampiyonlukla birlikte o da kendini çabuk toparladı ki, sonraki sezon bir masal gibi olacaktı.

1987-88 Sezonu

Son iki sezonun şampiyonu PSV ligde yine fırtına gibi esmiş ve Ajax’ın açık ara önünde şampiyon olmuştu. Önceki iki sezondan farklı olarak bu sefer Hollanda Kupası’nı da kazanırlarken, finalde Roda’yı uzatmalarda geçmişlerdi. PSV, 1985-88 arasındaki üç sezonun toplamında şampiyon olmanın yanı sıra istatistiklerde rakiplerine çok büyük üstünlük sağlamıştı. Rakiplerine gol yağdıran bir takım havasındaydı ve 3.1 gol ortalaması yakalamıştı. Van Breukelen de kalesini gole kapatıyordu ve yedikleri gol ortalaması 0.7’ydi. 1987-88 Sezonu ayrıca PSV Eindhoven’ın Avrupa’da ses getirdiği bir sezon oldu. Şampiyon Kulüpler Kupasında ilk turda ülkemizden Galatasaray ile eşleştiler ve 3-0 galibiyete karşılık 2-0 mağlubiyet ile turu zor geçtiler. İkinci turda rakipleri Avusturya’dan Rapid Wien’di ve her iki karşılaşmayı da kazanarak (2-1 ve 2-0)çeyrek finale yükseldiler. Çeyrek finalde Fransa’dan Girondins Bordeaux ve yarı finalde İspanya’dan Real Madrid karşısında benzer senaryolar gerçekleşmişti. Deplasmanda 1-1 ve kendi sahalarında 0-0’lık sonuçlarla finale kadar yürüdüler. Finalde de karşılarında Portekiz’den Benfica vardı. 120 dakikası 0-0 sona eren karşılaşma penaltılara kalmış ve herkes penaltıları gole çevirirken son penaltıda Van Breukelen, Veloso’nun vuruşunu kurtarınca PSV, tarihindeki en büyük başarıya ulaşmıştı. PSV bu yolda tek yenilgisini Galatasaray’a almıştı. 9 karşılaşmada sadece 3 kez kazanmışlar ve gol açısından oldukça kısır geçen karşılaşmalar olmuştu. Evet Van Breukelen kalesini yine gole kapatmıştı, ancak Avrupa’da Hollanda’daki kadar kolay gol atamamışlardı.

1988 Avrupa Şampiyonası

Hollanda milli takımı çok başarılı olunan 1970’lerden sonra Cruyff ve kuşağının futbolu bırakmasıyla 1980’lerde bir durgunluğa girmişti. Bırakın final oynamayı, şampiyonalara bile katılamıyorlardı. 1988 Avrupa Şampiyonası bir dönüm noktası olacaktı. Elemelerde Yunanistan, Macaristan, Polonya ve Kıbrıs Rum Kesimi’nin bulunduğu grupta iki kez berabere kalıp bütün karşılaşmalarını kazanırlarken kalelerinde de sadece 1 gol görmüşlerdi. Finallerde ilk olarak, karşılarında elemelerde kendilerine yakın bir performans göstermiş olan Sovyetler Birliği vardı. 1-0 mağlubiyetle başlayan Hollanda, İngiltere’yi 3-1 ve grup ikinciliği için karşılaştığı İrlanda Cumhuriyeti’ni 1-0 yenerek yarı final biletini kapmıştı. Yarı finalde de ezeli rakipleri Federal Almanya’yı 2-1 ile geçmişlerdi. Finalde bir kez daha karşılaştıkları Sovyetler Birliği’ni Gullit ve tarihe geçen bir vuruşla Van Basten’ın golleriyle 2-0 yenerek hem rövanşı almışlar hem de ilk kez büyük bir turnuvada şampiyonluğa ulaşmışlardı. Van Breukelen elemeleri ve finalleri, 13 karşılaşmada kalesinde sadece 4 gol görerek tamamlamıştı. Bütün sezon lig, Avrupa Kupası ve Avrupa Şampiyonası düşünüldüğünde iki karşılaşmada bir gol gibi inanılmaz bir ortalama yakalamış ve Hollanda Kupası da dahil bütün kupaları kazanmıştı. Gerçekten rüya gibi bir sezondu tecrübeli kaleci için.

PSV’de 1988-92 Dönemi

Avrupa Şampiyonası sonrası dönemde de PSV’nin Hollanda’da bariz bir üstünlüğü vardı. Takip eden dört sezonda üç şampiyonluk elde ederlerken sadece 1989-90 sezonunda Ajax’a kıl payı geçilmişlerdi. Bu ikinci dönemde 1989 ve 1990 Hollanda Kupalarını da kazandılar. Avrupa’da ise 1988-89 sezonunda Şampiyon Kulüpler Kupasında çeyrek finalde Real Madrid’e, 1989-90 sezonunda Şampiyon Kulüpler Kupasında çeyrek finalde Bayern Münih’e, 1990-91 sezonunda Kupa Galipleri Kupasında ilk turda Montpellier HSC’ye, 1991-92 sezonunda Şampiyon Kulüpler Kupasında ikinci turda Anderlecht’e oldukça zorlu mücadeleler sonucunda elenmişlerdi. Bu dört sezonda Avrupa mücadelesinde PSV sonuna kadar gidemese de oynadıkları toplam 16 karşılaşmada Van Breukelen kalesinde sadece 12 gol görmüştü. 1985-92 arasınının genel toplamına bakıldığında ise yedi sezonda altı şampiyonluk ve kılpayı bir ikincilik gibi kulüp olarak müthiş bir dönem geçirmişlerdi.

1990 Dünya Kupası

Hollanda milli takımı Federal Almanya, Finlandiya ve Galler’in bulunduğu eleme grubunda yine çok iyi performans göstererek hiç kaybetmeden sadece ezeli rakibi ile iki kez berabere kalarak ve toplamda kalesinde iki gol görerek grup birincisi olmuştu. Almanlar da hiç kaybetmemiş Finlandiya ile berabere kaldıkları için grup ikincisi olmuşlar ve en iyi ikinci kontenjanından finallere gitmişlerdi. Finallerde ise Hollanda; İngiltere, İrlanda Cumhuriyeti ve Mısır ile aynı grupta yer alırken altı karşılaşmadan beş tanesi berabere bitmiş ve sadece İngiltere, Mısır’ı 1-0 yenerek grup birincisi olmuştu. İrlanda Cumhuriyeti ve Hollanda aynı puan ve gol sayılarına sahip olunca kura çekimi sonrasında Hollanda grup üçüncüsü olmuştu. 1982 Dünya Kupası’nda altı karşılaşmadan beş tanesinin berabere bittiği grupta Kamerun grup üçüncüsü olarak elenmişti, ama Hollanda bu kupanın statüsü gereği en iyi üçüncüler arasında kendisine yer bulup tur atlamayı başarmıştı. İlginç bir şekilde de elemelerden en iyi ikinci olarak kendi grubundan çıkan Federal Almanya ile eşleşmişlerdi. 1988 Avrupa Şampiyonası yarı finalinde 2-1 ile eledikleri ezeli rakiplerine bu sefer 2-1 kaybettiler. Federal Almanya sonra da gidip kupayı kazandı. Son iki turnuvada bu iki takımın arasındaki karşılaşmayı kazanan o kupayı almıştı.

1992 Avrupa Şampiyonası

Portekiz, Yunanistan, Finlandiya ve Malta’nın bulunduğu eleme grubunda yine rakiplerine üstünlük sağlayan Hollanda bir kez kaybetmişti. Van Breukelen de sekiz karşılaşmada kalesinde sadece iki gole izin vermişti. Finallerde de, grupta iyi bir performans gösteren Hollanda, İskoçya ile berabere kalırken Bağımsız Uluslar Topluluğu (eski SSCB) ve ezeli rakibi Almanya’yı yenerek yoluna devam etmişti. Yarı finalde, kupaya iç savaş sebebiyle kaos içinde olan Yugoslavya yerine çağrılan Danimarka ile eşleştiler ve 2-1 mağlup durumda iken son dakikalarda Rijkaard ile beraberliği yakadılar, ancak penaltılarla elendiler. Ezeli rakipleri Almanya ise yarı finalde İsveç’i geçmiş, ancak onlar da finalde Danimarka’ya kaybetmişti. İkisinin arasındaki karşılaşmayı kazanan bu sefer kupaya uzanamamıştı. Bu şampiyona artık 36 yaşında olan Hans Van Breukelen için 1980-92 arasında 73 kez formasını giydiği ve çok genç yaştan itibaren dönem dönem kaptanlık da yaptığı milli formaya veda anlamına geliyordu.

PSV’de 1992-94 Dönemi

1992-93 sezonunda ligde yeni bir rakipleri daha devreye girmiş ve Ajax’ın da aralarında olduğu bu üçlü grubun çekişmesinde Feyenoord şampiyonluğa ulaşırken PSV ikinci olmuştu. Yeni başlayan Şampiyonlar Liginde ise ilk iki turu geçtikten sonra grup karşılaşmalarında sonuncu olarak çok kötü bir performansla elenmişlerdi. 1993-94 sezonunda ise diğer iki kulübün gerisinde kalan PSV için işler pek yolunda gitmemişti. Uzun zaman sonra katıldıkları UEFA Kupasında ise ilk turda Karlsruhe’ye elenmişlerdi.

Son

1993-94 sezonunda takım arkadaşı Romario’yla yaşadığı tartışma, sarı kart cezalısı olduğu için bir Ajax karşılaşmasında oynayamaması gibi birçok sebebin etkisiyle kulüpte sıkntılar yaşamaya başlayan Van Breukelen ertesi sezon yedek kaleci olabileceğini belirtmiş olmasına rağmen kulübüyle anlaşamamıştı. Ajax ona yedek kalecilik teklif etmiş, ancak o da kabul etmemişti. Böylece, PSV’nin de hızla düşüşe geçtiği bu dönemde 38 yaşındaki Hans Van Breukelen için de artık bırakma zamanı gelmişti ve bu, güzel bir jübileyle gerçekleşti. Birçok kez Hollanda’da yılında kalecisi seçilen bu efsane kaleci, kariyerinin en üst noktada olduğu 1988’de ise IFFHS tarafından dünyada en iyi ikinci kaleci olarak kabul edilmiş, 1992’da ise üçüncü olmuştu. Lakabı De Dominee yani Felemenkçe’de Vaiz olan büyük kaleci için Gullit “How To Watch Football” isimli kitabında Van Breukelen için “doğal bir yetenek değildi; ancak sürekli olarak çalışarak kendisini en iyilerden birisi yapmıştı” diyordu. Van der Sar ise “Çok az hata yapan büyük bir kaleciydi. Onun gibi olmayı hayal ettim ve beni çok etkiledi.” demişti.

Onun kurtarışlarından seçmelerin yer aldığı bir video…

Tarih:Hollanda

İlk Yorumu Siz Yapın

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: