1950’ler

1.Bert Trautmann

Birçok Demir Haç Nişanı kazanmış bir Nazi askeriyken, bir Manchester City efsanesine dönüşen Bert Trautmann’ın doğum gününü de pas geçmeyelim.

Paraşüt Birliğinde Rusya, Polonya, Ukrayna, Normandiya’daki savaştı. Batı cephesinde savaşırken, 1944 yılında İngilizlere esir düştü. İngiltere’ye götürülüp bir esir kampında 4 yıl tutsak edildi. Bu esaret sırasında, İngilizler esir Alman askerlere, Nazilerin toplama kamplarında ne yaptıklarını anlatan korkunç görüntüleri izletti. Trautmann yaşananlara inanamamış ve şok olmuştu.

Esir kampındaki maçlarda hep orta sahada oynarken, bir gün kaleye geçti ve bu karar, hayatının geriye kalan kısmını tamamen değiştirdi.

1948’de salıverildiğinde Almanya’ya dönmek istemedi. İngiltere’de bir çiftlikte çalışırken bir taraftan da Saint Helens Town isminde amatör bir takımda kalecilik yapmaktaydı. Trautmann’ın büyük yeteneği, bir yıl içinde Manchester City yetenek avcılarının gözünden kaçmadı ve  1949 yılında City’e transfer oldu.

City taraftarları, eski bir Nazi askerinin transfer edilmesini içlerine sindiremedi ve büyük protestolar düzenledi.  Normandiya’da Almanlara karşı savaşmış olan takım kaptanı Roy Paul, araya girip Trautmann’a sahip çıktı. Deplasman maçlarında daha büyük tepkilerle karşılaştı. Top ona her geldiğinde geldiğinde bütün stat “Nazi” diye inlemekteydi.

1956 FA Cup Finalinde son 17 dakika kırık boyunla oynamaya devam eti ki boynunun kırık olduğu karşılaşmadan sonra anlaşılacaktı. Fotoğraf o karşılaşmanın sonuna ait. 1.5 yıl sonra azimle sahalara dönen Trautmann, 15 yıl City kalesini korurken  İngiltere’de yılın futbolcusu seçilmiş ilk kaleciydi. Jübilesine gelen 60 bin City taraftarının tezahüratları eşliğinde, Manchester City müzesine heykeli dikildi.

Bu ilginç hayat hikayesi de ilerideki günlerde Siyah Beyaz Dönemler’de yer alacak.

***

2.Antoni Ramallets

Siyah Beyaz Dönem kalecilerin onaltıncısı Antoni Ramallets. İspanyol (Katalan) kaleci 1924 yılında Barcelona’da dünyaya geldi. Europa kulübünde alt yapı eğitimini alan Ramallets 1942’de San Fernanda’da profesyonel oldu ve daha sonra 1944-46 arasında Mallorca’da düzenli oynama fırsatı buldu. Doğduğu şehre dönme fırsatı bulduğunda onu ünlü yapacak olan Barcelona’ya transferi gerçekleşmişti. İlk sezonunu Real Valladolid’de kiralık olarak geçirdikten sonra Juan Velasco’nun yedeği olarak onu kulübe geri çağırdılar. Kasım 1948’de ilk kez kalesine geçtiği Barcelona’da 1962 yılına kadar kaldı. 1951-52 sezonunda kulübü ile bütün kupaları aldılar ki bunlardan birisi de Fuar Şehirleri Kupasıydı Ramallets de o sezon ilk Ricardo Zamora ödülünü kazandı.

Joan Segarra, Marià Gonzalvo, László Kubala, Sándor Kocsis, Evaristo, Luis Suárez and Zoltán Czibor gibi efsane isimlerle oynayan Ramallets 6 lig, 5 kupa ve 2 Fuar Şehirleri Kupası kazanırken tam 5 kez de Ricardo Zamora ödülü kazandı ki bunlardan dördü üstü üsteydi. Barcelona kalesinde 500’den fazla karşılaşmada görev alan Ramallets 35 kez İspanya, 7 kez de Katalonya milli takım kalesini korudu. IFFHS (Uluslararası Futbol Tarihi ve İstatistikleri Federasyonu) tarafından 20. Yüzyıl için belirlenen Avrupa’nın en iyi 50 kalecisi arasına giren 5 İspanyol kaleciden birisi   olan Ramallets’e 1950 Dünya Kupasında Maracana Kedisi lakabı takılmıştı.

Once pares de botas – 11 Çift Çizme (1954), Los ases buscan la paz – Aslar Barış İster (1955) ki efsane Macar oyuncu Lazslo Kubala’nın biyografisi ve La gran mentira – Büyük Yalan (1956) gibi filmlerde rol almış aktör bir yanı da vardı.

***

3.Amadeo Carrizo

Yeni Brezilyalı kalecilerden bahsettik, bu durumda geçmişte çok iyi kaleciler yetiştirmiş ezeli rakip Arjantin’e gitmeden olmaz. Hem de yıllar yıllar önce eldiven kulanan bir kaleciden.

Siyah Beyaz Dönem kalecilerin onyedincisi Amadeo Raúl Carrizo 1926’da Arjantin’de Santa Fe’de dünyaya geldi. River Plate kalesindeki ilk profesyonel karşılaşmasına 1945 yılında henüz 19 yaşındayken Independiente karşısında çıktı ve o karşılaşmayı 2-1 kazanmıştı.  Carrizo o gün geçtiği River Plate kalesinden tam 23 yıl boyunca ayrlmayarak 500’den fazla karşılaşmada görev aldı. Bu yıllar boyunca José Manuel Moreno, Félix Loustau, Adolfo Pedernera, Ángel Labruna and Alfredo Di Stéfano gibi önemli isimlerle oynarken 1950’lerde beş kez de Arjantin şampiyonluğunu kazandı.

Carrizo, River Plate’den ayrıldıktan sonra bir sezon Peru’nun Allianza Lima ve bir sezon da Millonarios’da oynadıktan sonra 44 yaşında futbolu bıraktı. Son sezonunda Millonarios’da da bir şampiyonluk kazandı. 1954-64 yılları arasında 22 kez milli takım forması giydi ki 1958 Dünya Kupasında kalede o vardı. Carrizo’nun kariyerinin büyük bölümünde de Copa Libertadores henüz yoktu.

Carrizo, pozisyonlarda ceza sahasını terk eden ve ayağıyla karşı akınları başlatan ilk kalecilerdendi. Ama asıl bir başka özelliği dikkat çekiciydi ki o da eldiven takan ilk kaleci olmasıydı. Taktığı eldivenler pamuktan imal edilmişti. Yağmurlu havalarda suyu emen ve çok da efektif olmasa da, elleri çok iyi korumasa da Carrizo’nun eldiven kullanması yine de bir devrimdi.

Carrizo ceza sahasını terk etmesi, ayağını kullanması, gerektiğinde çalım atması gibi özellikleri ile Hugo Orlando Gatti, René Higuita, and José Luis Chilavert’ gibi kalecilere ilham vermiş bir kaleciydi.  IFFHS (Uluslararası Futbol Tarihi ve İstatistikleri Federasyonu) tarafından 20.yüzyılda Güney Amerika’nın en iyi kalecisi seçilen Carrizo, dünyada da ilk on sırada gösterilmişti.

Daha önce de eldiven ile ilgili denemeler yapan kaleciler olmuştu. Kaleci eldivenlerinin tarihçesini yakında sizlerle paylaşacağım…

***

4.Gyula Grocics

Siyah Beyaz dönemlerden 18.kalecimiz bir Macar  kaleci: Gyula Grosics. 1926’da dünyaya geldi ve 1950’lerin Altın Takımın kalecisiydi. Macar kalecinin annesi onu koyu bir katolik olarak yetiştirmişti, onun rahip olmasını istiyordu; ancak o kaleciliği seçmişti.

Kulüp kariyeri kendi ülkesinde geçti. Önce doğduğu şehrin takımı Dorogi FC’de oynadı; sonra MATEOSZ Budapest’de iken 1949’da ülkeden kaçmak isterken yakalandı ve ev hapsi aldı, . Bu süreçte Teherfuvar’da oynadı. Daha sonra affedildi ve 1950-57 arasında Budapeşte Honvéd, 1957-62 arasında Tatabánya takımlarının formalarını giydi. 1962 yılında futbolu bıraktı.  1947-62 arasında 86 kez milli formayı giyen Grosics arka arkaya üç FIFA Dünya Kupası organizasyonunda Macaristan forması giymişti. 1954-1958-1962. 1954’de ikinci olurlarken en iyi kaleci seçildi. 1952’de de Olimpiyat Şampiyonluğunu kazandı.

Gyula Grosics gerektiğinde ekstra bir savunma oyuncusu gibi gelişen ataklarda topu karşılama özelliği ile öne çıkmıştır. “süpürücü-kaleci” diye tabir edilen bir oyun tarzı benimsemişti. O dönemde bir devrim niteliğinde olan üç savunmacı ve onların önünde bir savunmacı orta saha ile oynayan Macarların oyununda Grocics de gerektiğinde hızla kalesini terk ederek beşli bir savunmanın parçası oluyordu. Baskı altında ancak kale çizgisinde kalan Macar kaleci topu tuttuğu anda hızla eliyle başlatıyordu.

1962 yılında devlet onun Ferencváros ile sözleşme imzalamasına izin vermemiş ve o da futbolu bırakmıştı. 2008 yılında, 46 yıl sonra en sevdiği kulüp olan Ferencváros takımı ile oynama fırsatı verildi. 82 yaşındaki Grosics, Sheffield United takımına karşı bir dostluk maçında Ferencváros forması giydi. Maçın başlama vuruşunu gerçekleştirdi ve birkaç dakika oyunda kaldı.

Onun hakkında söyleyecek çok şey var; Jonathan Wilson, “Yabancı-Kalecinin Tarihi” kitabında Süpürücü Kaleci bölümünde ona 6 sayfa ayırıyor. Profilimdeki linke de kurtarışlarından bir seçme koydum.

***

5.Karl-Oskar Svensson

Siyah Beyaz dönem kalecilerimizde 19.sırada Karl-Oskar Svensson var. Svensson 1925 yılında İsveç’de Skane County’de dünyaya geldi. Futbola Kullavägens BK altyapısında başladı ve 1944’de ülkenin önde gelen kulüplerinden Helsingborgs IF’ye geçti. Henüz 18 yaşındayken kalesine geçtiği takımından ayrıldığında 33 yaşındaydı ve yaklaşık 350 Allsvenkan karşılaşmasında yer aldı.

Daha sonra iki yıl Gunnarstorps IF için oynadıktan sonra aslında futbolu bırakmıştı. Bir itfaiyeci olarak çalışırken bir sezon daha oynaması için 1961-62 sezonunda Helsingborgs IF’ye döndü.

Kısaca “Kalle” ismi kullanılan Svensson, İsveç Liginde hiç şampiyonluk yaşamadı, ancak 1949-58 arasında 73 kez milli takım formasını giydi. En son milli karşılaşmasını kendi ülkesinde düzenlenen 1958 Dünya Kupası finalinde oynadı. Macaristan, Meksika ve Galler’in bulunduğu gruptan çıkan İsveç, çeyrek finalde Sovyetler Birliği’ni 2-0, yarı finalde Federal Almanya’yı 3-1 ile geçti. Finalde ilk Dünya Kupasını kazanacak olan efsane Brezilya’ya 5-2 kaybettiler. O ana kadar Svensson 5 karşılaşmada kalesinde sadece 2 gol görmüştü.

Kalle Svensson, İsveç milli takımı ile 1950 Dünya Kupası’nda da Uruguay ve Brezilya’nın ardından üçüncülük elde etti. İsveç, İtalya, Paraguay’ın bulunduğu gruptan birinci sırada çıkarken ülkemizle birlikte katılmaya hak kazanan ama gidemeyen ülkelerden olan Hindistan da bu gruptaydı. Turnuvaya Brezilya ile sıkıntılı Arjantin, Peru; Doğu Avrupa ülkeleri (Yugoslavya hariç) katılmayı baştan reddetmişti. FIFA’ye yeni üye olan Britanya ülkeleri kendi arasında eleme oynadı; İngiltere ve İskoçya katılmaya hak kazandı; ancak daha sonra İskoçya da gitmedi. ABD’nin İngiltere’yi yenmesi ve dramatik finali çok ses getiren Brezilya’daki bu turnuvanın tam bir dünya kupası olduğu söylenemezdi.

Kalle Svensson milli takım ile 1948 Olimpiyatlarında altın, 1952 Olimpiyatlarında bronz madalya kazandı. Milli takım ile katıldığı her turnuvadan madalya ile dönen bu adamın Helsingborg’da bir heykeli yapıldı.

Svensson oyuncuları İsveç takımları yanı sıra İtalya’nın iyi takımlarından oynayan İsveç milli takımı ile final öncesinde, alt sıra sağdan üçüncü…

***

6.Antonio Carbajal

Siyah Beyaz dönem kalecilerimizde1920.lerde doğan çok ünlü kaleciler var: Khomich, Livingstone, Barbosa, Trautmann, Ramallets, Carrizo, Grocics, Svenssson şu ana kadar değindiklerimiz. Henüz sırada olan Beara, Yashin gibi isimler var ve tabii Carbajal. Bugün bahsedeceğimiz 20.Siyah Beyaz Kalecimiz Meksikalı Antonio Carbajal.

Bu hafta iki ünlü Latin kalecinin doğum günüydü: Sergio Goycochea ve Jorge Campos. İkisi de daha birçok Latin kaleci gibi dünyada birçok genç ismi etkilemiş kaleciler. Peki Carbajal’ın futboldaki yeri neydi? Antonio Félix Carbajal Rodríguez ya da Latinlerde sık görülen kısa ismiyle “La Tota” 1929 yılında Meksika’da Durango’da dünyaya geldi. Club Espana’da futbola başladı ve 1948-50 arasındaki ilk iki profesyonel sezonunu bu kulüpte geçirdi. Burada ilk kez 1948 Olimpiyat Milli takımının kalesini korumuştu. Daha sonra ülkenin ünlü kulüplerinden Leon’a transfer oldu ve 1966’ya kadar da tam 16 sezon bu kulüpte oynadı. 1950 Dünya Kupası’nda ise turnuvanın en genç kalecisi olarak A milli takım kalesindeydi.

Carbajal kariyerinde çok hızlı bir yükseliş yaşamıştı, ancak Meksika, ilk kez Dünya Kupası’ndaydı ve futbolu henüz emekle dönemindeydi. Daha sonraki dönemde Meksika her kupada yer almaya başlamıştı. Meksika kalesinde Carbajal olduğu halde 1950’den 1966’ya kadar tam beş Dünya Kupası’nda yer alırken ilk galibiyetlerini 1962’de ikinciliği elde eden Çekoslovakya’ya karşı 3-1 ile almışlardı.

Carbajal, 1950, 1954, 1958 ve 1962’den sonra İngiltere 1966’da da takımının kalesini koruyarak Dünya Kupası tarihine geçti. Meksikalı kaleci, 37 yaşındayken takımının formasını Uruguay ile grupta oynanan ve 0-0 sona eren karşılaşmada son kez giydi. Carbajal en fazla sayıda Dünya Kupası’na katılan oyuncu olma unvanını Alman Lothar Matthaus (1982-1998) ve yine Meksikalı Rafael Marquez (2002-2018) ile paylaşıyor.

Ülkesinde bir ulusal kahraman olarak kabul edilen efsane isme “Beş Dünya Kupasında Oynadı” anlamında “El Cinco Copas” deniyor.

***

7.Vladimir Beara

Lev Yashin, 1963 yılında Avrupa Yılın Oyuncusu ödülünü aldığında, dünyadaki en iyi kalecinin kendisi değil, Yugoslav Vladimir Beara olduğunu söylemişti. Yashin o an belki de akranı kaleci için mütevazilikten bunu söylemişti; ancak Beara’yı izleyenler onun ne kadar iyi olduğunda hem fikirdi.

Hajduk Split’te 19 yaşında A takım kalesine geçti ve 27 yaşına kadar 3 lig şampiyonluğu kazandı. 22 yaşından itibaren Yugoslav milli takımının kalesini korurken o sene Highbury’de yaptığı inanılmaz kurtarışlarla takımının İngiltere ile 2-2 berabere kalmasını sağlamıştı. Estetik bir oyunu vardı ve çocukken bale eğitimi aldığı için ona “çelik elli balet” diyorlardı. Beara gelişimini onu küçükken beyzbol topu büyüklüğünde bir topla çalıştıran ilk hocalarından Luka Kaliterna’ya borçlu olduğunu söylemişti. “Öyle bir topu yakaladıktan sonra futbol topu bana çok kolay geliyordu”. diyen Beara, 1952 Olimpiyatlarında gümüş madalya kazanan Yugoslav milli takımının kalesindeydi. Yarı finalde Sovyetler Birliği’ni geçtikten sonra finalde Puskas, Hidegkuti ve Bozsik’li Macaristan’a kaybetmişlerdi ki Beara finalde Puskas’ın bir penaltısını kurtarmıştı. 1954 Dünya Kupası’nda da çeyrek finalde Federal Almanya’ya karşı üstün bir oyuna rağmen elenmişlerdi.

1955 yılında Kızılyıldız’a transfer olurken ya da oldurulurken orada beş sezon boyunca dört şampiyonluk kazandı. 1958’de Beara’lı Kızılyıldız, Şampiyon Kulüpler Kupası’nda çeyrek finalde Manchester United takımıyla eşleşmişti. Belgrad’dan yarı finale yükselerek dönen United takımını taşıyan uçak Münih yakınlarında kaza geçirince o ünlü takımdan 8 futbolcu da dahil olmak üzere 23 kişi hayatını kaybetmişti. 

1960-64 arasında Federal Almanya’da Allemania Aaachen ve Fortuna Köln forması giyen Beara daha sonra birçok kaleci de yetiştirdi. Bunlardan ikisi de Kamerun’da çalışırken ilk teknik eğitimlerini verdiği genç N’Kono ve Bell’di. Kale çizgisinde rahat tavırları ile dikkat çeken Beara serbest vuruşlarda ve penaltılarda atan oyuncu ile göz göze gelip onu etkilemeye çalışırdı. Bir söyleşisinde şunu diyordu: “O zamandan bu  yana futbokda birçok şey değişti; ama o zaman da kaleciler diğer oyunculara karşı oldukça cesur ve özgüvenli olmalıydı”.